Tanıtım yazısı
Sessiz Çığlıklar: Suskunluktan Söze, Yaradan Umuda
4 dk okuma
Bazı kitaplar vardır; onları yalnızca okumazsınız, hissedersiniz. Bazı dizeler vardır; bir başkasının kaleminden çıkmış olsa da kendi içinizde yıllardır susturduğunuz bir sese dokunur. Halime Sili’nin Sessiz Çığlıklar adlı eseri benim için tam da böyle bir kitap oldu.
Sessiz Çığlıklar: Suskunluktan Söze, Yaradan Umuda
Bazı kitaplar vardır; onları yalnızca okumazsınız, hissedersiniz. Bazı dizeler vardır; bir başkasının kaleminden çıkmış olsa da kendi içinizde yıllardır susturduğunuz bir sese dokunur. Halime Sili’nin Sessiz Çığlıklar adlı eseri benim için tam da böyle bir kitap oldu.
Bir editör olarak her metne yalnızca kelimelerden oluşan bir bütün olarak bakmıyorum. Her eserin ardında bir hayat, bir birikim, kimi zaman söylenememiş cümleler, kimi zaman ertelenmiş düşler olduğunu biliyorum. Özellikle kadınların kaleminden çıkan metinlerde, görünmeyen bir hayatın izlerine daha sık rastlıyorum. Çünkü kadınlar çoğu zaman yaşamın içinde kendilerinden önce başkalarını düşünmeye, güçlü görünmeye, susmaya ve kendi seslerini ertelemeye mecbur bırakılıyor. Oysa yazmak, bazen insanın kendisine yeniden “Ben de varım.” deme biçimidir.
Sessiz Çığlıklar, bu anlamda yalnızca şiirlerden oluşan bir kitap değil; bir kadının kendi hayatına, çocukluğuna, kırgınlıklarına, yalnızlıklarına ve yaralarına dönerek kendini yeniden kurma çabasının izlerini taşıyan samimi bir anlatıdır. Halime Sili’nin dizelerinde kayıp bir çocukluğun hüznünü, kırılmış güvenlerin acısını, insanın kalabalıkların içinde yaşadığı yalnızlığı ve geçmişin insanın bugününe bıraktığı izleri görüyoruz. Fakat bu kitapta yalnızca acı yok. Her kırılmanın ardından ayağa kalkma, her suskunluğun ardından yeniden konuşma ve her karanlığın içinden kendine bir ışık bulma çabası da var.
Eserin beni en çok etkileyen yönlerinden biri, acının içinde kaybolmak yerine acının içinden geçerek kendine ulaşan bir kadın sesini duyurması oldu. Kayıp Bir Çocukluk, Susturulmuş Benlik, Aynadaki Yabancı, Kendime Yolculuk, Kendime Geç Kalmışlığım ve Küllerinden Doğmak gibi başlıklar bile bu yolculuğun izlerini taşıyor. Geçmişin yaralarıyla yüzleşen anlatıcı, zamanla kendi sesini bulmaya ve kendisine geç kalmamaya başlıyor. Bu nedenle kitap, bir hüzün anlatısının ötesine geçerek iyileşmeye, kabullenişe ve yeniden doğuşa açılıyor.
Özellikle Küllerinden Doğmak bölümünde karşımıza çıkan Anka imgesi, eserin ruhunu anlamak açısından oldukça anlamlı. Hayat tarafından defalarca yakılmış, yıkılmış ve küller içinde bırakılmış bir insanın yine de ayağa kalkabilmesi… Bence Sessiz Çığlıkların asıl gücü de burada saklı. Çünkü hayatın bütün ağırlığına rağmen insanın kendisini yeniden kurabileceğine dair bir inanç taşıyor.
Bir yayınevi olarak Sidera Yayınevini kurarken yalnızca kitap yayımlamayı değil, yazarların ve şairlerin seslerine alan açmayı da önemsedim. Sidera’nın yıldızlardan gelen anlamı bizim için bir isimden çok daha fazlası. Her yazarın kendi ışığına inanıyor, o ışığın başka insanlara da ulaşabileceğini düşünüyoruz. Özellikle ilk kitabını yayımlayan, yıllardır içinde taşıdığı sözcükleri nihayet okurla buluşturma cesareti gösteren kadın yazar ve şairlerin yanında olmayı ayrıca değerli buluyorum.
Çünkü bir kadının yazması, bazen yalnızca edebî bir üretim değildir. Kendi hikâyesine sahip çıkmaktır. Suskunluğunu bozmak, yaşadıklarını anlamlandırmak, kendini yeniden tanımak ve “Benim de anlatacaklarım var.” diyebilmektir. Bu nedenle kadın şairlerin ve yazarların seslerinin çoğalmasını, farklı hayat deneyimlerinin edebiyatımıza kazandırılmasını önemsiyorum. Her kadının hikâyesi aynı değildir; fakat kadınların yazıyla kurduğu cesur bağ, birbirinden çok farklı hayatları aynı duyguda buluşturabilir.
Halime Sili de Sessiz Çığlıklar ile kendi hikâyesinden yola çıkarak böyle bir ses bırakıyor okura. Çocuklukta yaşanan kırılmalardan yetişkinliğin sorumluluklarına, annelikten yalnızlığa, geçmişin gölgelerinden kendini bulma arayışına uzanan bu şiirlerde, hayatın bütün yüklerine rağmen vazgeçmeyen bir kadınla karşılaşıyoruz. Onun şiirlerinde zaman zaman kırgın, zaman zaman yorgun, zaman zaman öfkeli ama her defasında yeniden ayağa kalkmayı bilen bir kadın var.
Ve belki de bu yüzden kitabın adı Sessiz Çığlıklar. Çünkü bazı çığlıklar gerçekten duyulmaz. İnsan yıllarca susar, hayatına devam eder, güçlü görünür; fakat içinde bir yerlerde kelimelere dönüşmeyi bekleyen cümleler birikir. Halime Sili, o birikmiş cümleleri şiirin diliyle görünür kılıyor.
Bir editör olarak bir eserin yalnızca teknik açıdan doğru olmasına değil, okurda gerçek bir karşılık bulmasına da inanıyorum. Sessiz Çığlıkların sayfalarında, kendi geçmişinden bir parçayı, kendi yalnızlığını, kendi yarasını ya da belki de kendi yeniden doğuş hikâyesini bulacak okurlar olduğuna inanıyorum.
Sidera Yayınevi olarak bu kitabı, kendi sesini bulma cesareti gösteren bir kadın şairin yolculuğuna eşlik etmenin mutluluğuyla yayımlıyoruz. Diliyle, duygusuyla ve taşıdığı umutla Sessiz Çığlıkların, sessiz kalmış pek çok kalbe ulaşmasını diliyorum.
Çünkü biliyorum ki bazı sesler sessiz değildir aslında. Sadece duyulmayı bekler.
Ve bazen bir kadının kaleminden çıkan tek bir dize, yıllardır susan başka bir kadına “Yalnız değilsin.” diyebilir.
Diğer tanıtım yazıları
Tümü →