Tanıtım yazısı

Trakya’nın Yıldızları: Bir Coğrafyanın Hafızasına Tutulan Işık

Dr. Sibel Çelikel, Editör · 5 dk okuma

Bir kitabı hazırlamak, yalnızca metinleri bir araya getirmek değildir. Bazen bir kitabın oluşum süreci, insanı yaşadığı coğrafyaya yeniden bakmaya, bildiklerini yeniden düşünmeye ve unuttuğu ayrıntıları yeniden hatırlamaya davet eder. Trakya’nın Yıldızları benim için tam da böyle bir yolculuk oldu.

Bu kitabın ilk fikrinden sayfalarının son hâline kadar zihnimde hep aynı düşünce vardı: Trakya anlatılmalıydı. Ancak yalnızca tarih kitaplarının diliyle değil; insanıyla, hatıralarıyla, türküsüyle, şiiriyle, toprağıyla, rüzgârıyla, göçleriyle ve bütün bunların insan ruhunda bıraktığı izlerle…

Çünkü Trakya, tek bir cümleyle anlatılabilecek bir coğrafya değildir.

Bu toprakların geçmişinde savaşlar, göçler ve mübadeleler kadar dayanışma, yeniden başlama ve hayata tutunma hikâyeleri de vardır. Bir ailenin yıllar önce çıktığı göç yolculuğu, başka bir ailenin hafızasında hâlâ canlılığını koruyan bir hatıraya dönüşebilir. Bir tren istasyonu, yalnızca bir ulaşım noktası olmaktan çıkıp bir kavuşmanın ya da ayrılığın sembolü olabilir. Bir türkü, bir yemek, bir düğün geleneği veya bir köy hikâyesi, aslında yüzyılların kültürel hafızasını taşıyabilir.

Trakya’nın Yıldızları işte bu hafızanın farklı seslerini bir araya getiriyor.

Bu eserde otuz iki yazar, Trakya’ya kendi pencerelerinden baktı. Kimi akademik bir titizlikle tarihin izlerini sürdü; kimi geçmişten bugüne uzanan insan hikâyelerini anlattı. Kimi şiirin imkânlarından yararlanarak bir şehre, bir nehre ya da bir hatıraya ses verdi; kimi ise Trakya’nın gündelik hayatından yola çıkarak bu coğrafyanın kültürel dokusunu görünür kıldı. Böylece ortaya tek bir anlatıcının değil, otuz iki farklı sesin oluşturduğu ortak bir Trakya portresi çıktı.

Kitabı hazırlarken beni en çok etkileyen noktalardan biri de metinler arasındaki bu çeşitlilik oldu. Bir tarafta Batı Trakya’dan Türkiye’ye uzanan zorlu bir mübadele hikâyesi; başka bir bölümde Atatürk’ün Trakya’daki izleri ve Lüleburgaz ziyaretleri; başka bir metinde Ege’nin iki yakasında birbirine değen aile hikâyeleri… Bir başka sayfada ise Trakya’nın rüzgârı, ayçiçekleri, bağbozumu, Kakava ateşi, Kırkpınar’ı ve köy yaşamı karşımıza çıkıyor.

Bu çeşitlilik, aslında Trakya’nın kendisini yansıtıyor.

Çünkü Trakya, farklı kültürlerin, farklı hayatların ve farklı hafızaların birbirine değdiği bir coğrafya. Burada göçün hüznüyle yeni bir yurdun umudu yan yana durabiliyor. Geçmişin acıları, bugünün dostluklarına dönüşebiliyor. Bir sofrada farklı kültürlerin izleri buluşabiliyor. Bir düğünde farklı gelenekler aynı müziğin etrafında birleşebiliyor. Bir nehir iki yakayı ayırırken aynı zamanda birbirine bağlayabiliyor.

Kitaptaki bazı metinler, Trakya’nın tarihini kişisel hikâyeler üzerinden okurken özellikle güçlü bir hafıza duygusu yaratıyor. Bazıları ise bize tarihin yalnızca arşivlerde ve belgelerde değil, insanların anlattığı hikâyelerde de yaşadığını hatırlatıyor. Örneğin mübadele deneyimini anlatan bir aile hikâyesinde çocukların yeni bir ülkeye, yeni bir hayata ve yeni bir kimliğe doğru yolculuğuna tanıklık ediyoruz.

Atatürk’ün Trakya Manevraları sırasında Lüleburgaz ve Büyükkarıştıran’da gerçekleştirdiği ziyaretleri anlatan çalışma ise tarihî bilgileri belgeler, gazete kaynakları ve bir tanıklığın hafızasıyla buluşturuyor. Böylece geçmiş, yalnızca uzak bir tarih bilgisi olmaktan çıkıp yaşanmış ve hatırlanmış bir zamana dönüşüyor.

Kitabın edebî yönünü oluşturan metinlerde ise Trakya’yı yalnızca görmek değil, hissetmek mümkün. Rüzgârın, ayçiçeklerinin, bağların, denizin, düğünlerin ve Kakava ateşinin eşlik ettiği anlatılar, bu coğrafyanın insan ruhundaki karşılığını ortaya koyuyor.

Ben bir editör olarak bu çalışmaya yalnızca metinlerin düzenlendiği bir kitap gözüyle bakmadım. Her metnin ardında bir insan, bir hatıra, bir araştırma, bir duygu ve Trakya’ya dair özel bir bağ olduğunu bilerek çalıştım.

Bu nedenle Trakya’nın Yıldızları, benim için aynı zamanda bir vefa kitabıdır.

Geçmişte bu topraklarda yaşamış, göç etmiş, çalışmış, üretmiş, sevmiş, acı çekmiş ve yeniden başlamış insanlara; onların hikâyelerini bugüne taşıyanlara; Trakya’nın kültürünü yaşatanlara ve bu kültürün geleceğe aktarılmasını önemseyenlere bir selam niteliğindedir.

Ve elbette bu kitabın Sidera Yayınevi için de ayrı bir anlamı var.

Sidera, yıldızlar demek. Yayınevimizin doğuşunda yıldızlara yüklediğimiz anlam, aslında bugün bu kitapta ete kemiğe bürünüyor: Her yazar bir yıldızdır. Kendi ışığı, kendi sesi ve kendi hikâyesi vardır. Ancak yıldızların güzelliği yalnızca tek tek parlamalarında değil, birlikte bir gökyüzü oluşturmalarındadır.

Trakya’nın Yıldızları da böyle bir gökyüzü…

Otuz iki yazarın ışığının aynı kitapta buluştuğu, akademik bilginin edebî duyarlılıkla yan yana geldiği, kişisel hafızanın ortak kültürel hafızaya dönüştüğü bir gökyüzü.

Bu kitabı okurken belki bir tarihî olayla karşılaşacaksınız, belki daha önce hiç duymadığınız bir aile hikâyesiyle… Belki bir şiirin dizelerinde Edirne’yi görecek, belki Trakya’nın rüzgârını bir öykünün içinde duyacaksınız. Belki kendi çocukluğunuzdan, kendi ailenizden, kendi köklerinizden bir iz bulacaksınız.

Çünkü bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insana kendisini ve ait olduğu yeri yeniden düşündürür.

Ben Trakya’nın Yıldızlarının böyle bir kitap olduğuna inanıyorum.

Bu eserin ortaya çıkmasına katkı sunan otuz iki değerli yazarımıza, Trakya’nın farklı yüzlerini kendi pencerelerinden gösterdikleri için teşekkür ediyorum. Onların her biri bu kitabın gökyüzünde kendi ışığıyla parlayan bir yıldız.

Şimdi sıra okurda…

Dilerim bu kitap, Trakya’yı bilenlerin hatıralarını tazeler; bu coğrafyayı henüz yeterince tanımayanların merakını uyandırır. Dilerim sayfaları çevirdikçe bir şehrin, bir köyün, bir nehrin, bir türkünün ya da bir aile hikâyesinin peşine düşersiniz.

Ve belki kitabın sonunda siz de benim hissettiğim şeyi hissedersiniz:

Trakya, yalnızca üzerinde yaşadığımız bir coğrafya değil; hafızamızda, dilimizde, kültürümüzde ve kalbimizde yaşayan büyük bir hikâyedir.

Ben bu hikâyeye editör olarak eşlik etmekten büyük mutluluk ve gurur duydum.

Sidera’nın ilk derleme kitabı Trakya’nın Yıldızları, şimdi kendi yolculuğuna çıkıyor.

Her yazar bir yıldız, her hikâye bir ışık…
Ve bütün bu ışıklar birleştiğinde, Trakya’nın yıldızlı gökyüzü ortaya çıkıyor.

Diğer tanıtım yazıları

Tümü →
Kitabımı Yayımlat Ara